31 Mart 2010 Çarşamba

Enver Aydemir Vicdanımızdır…

Barış için vicdani ret platformu olarak, 28 Mart
Pazar günü tutuklu vicdani retçi Enver Aydemir’le
ve Ankara’da yapılan basın açıklamasında “halkı
askerlikten soğutma”gerekçesiyle haklarında dava
 açılan arkadaşlarımızla dayanışma göstermek
adına Galatasaray meydanında bir basın
açıklaması gerçekleştirdik.




*24 Aralık’ta gözaltına alınıp tutuklanan, halen Eskişehir Askeri Cezaevinde tutsak bulunan ve hakkında toplam 10 yıldan fazla hapis cezası istenen vicdani retçi Enver Aydemir 29 Aralık’ta, Eskişehir Askeri Mahkemesi’nde yargılanacak.

* Enver Aydemir’in tutuklanmasını protesto etmek için Ankara’da gerçekleştirilen basın açıklamasına katılan 23 kişi polis zoruyla gözaltına alınmış, aralarından Volkan Sevinç tutuklanarak 40 gün hapis yatmıştı.  20 kisi hakkında “Türk Silahlı Kuvvetlerine hakaret” ve “halkı askerlikten soğutmak” suçlamasıyla ve 1-10 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Duruşma 1 Nisan’da, Ankara’da görülecek.



Barış İçin Vicdani Ret Platformu adına vicdani retçi Halil Savda’nın okuduğu basın açıklaması:



Sevgili arkadaşlar,

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki;



Bir teğmen, dağ başında mevzilenmiş gencecik bir askere, “eğitim” amacıyla, pimi çekilmiş bir el bombası veriyor ve ne yazıktır ki asker, 3 arkadaşıyla birlikte ölüme gidiyor. Televizyonlara çıkıp, -ordusu için söylenenleri kastedip- elini kürsüye vurarak, “ayıptır” diye bağıran Genelkurmay Başkanının ordusu; “ayıptır-günahtır” demeden, 4 askerin ailelerine, “çocuklarınız çatışmada şehit düştü” diyebiliyor. Nasıl oluyorsa ve “iyiki var” dediğimiz Taraf Gazetesi, gerçeği ortaya çıkarıyor ve teğmen yargılanıyor. Askeri mahkeme teğmene, sanki 4 askerin ölümüne yolaçmamış da kırmızı ışıkta geçmiş gibi yalnızca 9 yıl 2 ay hapis cezası verebiliyor.



Yine bir askeri mahkekeme; Tokat’ın Erbaa İlçesi’ndeki Jandarma Karakolu’nda “intihar etti” denilerek cesedi ailesine teslim edilen er Ferit Şahinkuşu’nun davasında, döverek intihara neden olmakla suçlanan Astsubay Mehmet Ali Demiryol’a da ‘assa karşı müessir fiil’den ‘50 gün hapis’ gibi komik bir ceza vermişti.



“Askeri müzik ne kadar müzik ise askeri yargılama da o kadar yargılamadır” özdeyişini doğrulayan askeri mahkemelerin namını Şemdinli davasından da biliyoruz ve de unutmuyoruz. Askerlerin bile layık olmadığı askeri mahkemeler ve askeri yargıya hayır diyoruz!



Sevgili arkadaşlar,

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki;



Gaziantep’te askerliğini yapmakta olan Serhat Yıldız’ın ölüm haberi ailesine, önce “intihar”, sonra da “kaza” olarak verildi. Bu durum üzerine Gaziantep’e giden Serhat’ın babası ne yazık ki daha fazla şüpheyle evine döndü. Yine Taraf Gazetesi, 23 Mart’ta, doktor raporunu ele geçirerek gerçeği açıkladı: Serhat G-3 tüfeği ile sırtından vurulmuştu.



İçişleri Bakanlağının açıklamasına göre, yılda ortalama 40 Jandarma eri ‘intihar’ ediyor. Bu sayı yalnızca Jandarmaya ait, diğerlerini ise bilmiyoruz. ‘Çatışmada ölenler’, ‘kaza’ ve ‘eğitim zayiatı’ da yok bu sayının içinde. Sakat kalanlar, ömür boyu ’savaş sendromu’ yaşayanlar da yok.



Bizler, hemen her gün basına yansıyan, özellikle de Kürt, muhalif ya da itaatsiz gençlerin, “intihar”, “kaza” gibi gerekçelerle askerde ölmelerini protesto ediyoruz. Bir hiç uğruna ölen gençlerin ailelerinin acısını paylaşıyoruz.



Sevgili arkadaşlar,

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki;



Türkiye üyesi bulunduğu, Birleşmiş Milletler(BM), Avrupa Konseyi(AK), Avrupa Birliği(AB), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü(AGİT) gibi uluslararası örgütlerin kararlarına ve altına imza attığı uluslarası sözleşmelere rağmen, bir insan hakkı olan vicdani ret hakkını tanımamakta hala direniyor. Öyeki AK’nin 47 üyesi içinde yalnızca Azerbaycan ve Türkiye’de vicdani ret hakkı uygulanmıyor. 2006 yılı Ocak ayında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) vicdani retçi Osman Murat Ülke’nin açtığı davadan Türkiye’yi mahkum etti ama bu karar da uygulanmıyor. Bütün bunlara rağmen vicdani retçiler üzerindeki baskılar, pervasızca ve acımasızca sürdürülüyor.



Vicdani retçi Enver Aydemir 24 Aralık’ta gözaltına alınıp tutuklanıyor. Maltepe Askeri Cezaevi’ne götürülüyor. Bugüne kadar tutuklanıp hapse atılan tüm vicdani retçilerin başına gelen işkenceyi Enver Aydemir’de yaşıyor. Bizzat cezaevi komutanı Enver’i falakaya yatırıp, sonrasında da -tek tip elbise giymeyi reddettiği için- çıplak vaziyette buz gibi bir hücreye atıyor. Enver açlık grevi yaparak baskılara direnmeye çalışıyor. Avukatlarının tüm istemlerine ve yasal bir zorunluluk olmasına rağmen adli tıbba sevkedilmiyor. Ailesi ve avukatı durumu TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na iletiyorlar. Konuyu ele alan Komisyon, ilk kez, askeri cezaevlerini inceleme kararı alıyor. İşe Ankara Mamak’tan başlıyorlar. Basına da yansıyan ilk izlenimleri “çok olumlu” oluyor. İkinci durak Eskişehir Askeri Cezaevi oluyor. Enver’le de görüşüyorlar. İşkence konusu görüşülürken bir milletvekili şöyle diyor: “senin yaptıklarının yanında sana uygulanana şiddet mi diyorsun”. Evet bunu söyleyen, ne yazıktır ki, İnsan Hakları Komisyonu üyesi bir milletvekili. Enver bu durumu eşine yazdığı mektupta anlatıyor. Hakkında “kamu görevlisine hakaret” ve “Türk Silahlı Kuvvetlerini aşağılamak”tan soruşturma açılıyor. Enver, 2 tane “emre itaatsizlik” (10 yıla kadar hapis) ve bir de “firar”dan yargılanıyor. 29 Mart’ta, Eskişehir Askeri Mahkemesi’nde duruşması var.



Enver’in tutuklanmasını ve yapılan işkenceyi protesto için çeşitli etkinlikler yapıldı. Ankara’da 6 Ocak’ta yapılan etkinliğe polis saldırdı. 23 kişiyi gözaltına aldı. Ertesi gün diğerleri serbest bırakılırken Volkan Sevinç tutuklandı. 40 gün hapisten sonra ilk duruşmada tahliye oldu. 20 arkadaşımız hakkında “Türk Silahlı Kuvvetlerini aşağıladıkları” ve “halkı askerlikten soğuttukları” gerekçesiyle dava açıldı ve 1-10 yıl hapisle yargılanıyorlar. Onların da duruşması 1 Nisan’da, Ankara’da.



Bizler biliyoruzki bütün bunlar, devlete hakim olan militer yapının bir sonucudur ve militarizmin kan damarları ülkede yaşanan savaşa bağlıdır. Onların sistemi savaşın kanlarıyla besleniyor.

Barış İçin Vicdani Ret Platformu olarak buradan bir kez daha sesleniyoruz: Militarist sistemin beslendiği kan damarlarını kesmek için bu savaşa dur deyin. Savaşın unsuru olmayın. Askere gidip, kardeş kanı dökerek militarizmi ve savaşı beslemeyin.

28 Mart 2010



Redet, diren, hayır de! Askere gitme!

Barış İçin Vicdani Ret!



Barış İçin Vicdani Ret Platformu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder